Akuli Sanat. Eğitim. Performans.

AKULİ MÜZİK OKULU;  20 yıllık tecrübesiyle bilinçli ve sosyal müzik eğitimi konusunda eksikliklere ve ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla yola çıkmıştır. 

İletişim

Müzik Hayattır!

Bugüne kadar gözlemlediğim öğrencilerimizin çoğunda özellikle ritm ve hareket konusundaki eksiklikleri göze çarpmaktadır. Bu husus bilgiyi içselleştirme ve uygulama konusundaki eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Bunun nedeni ise eskiden sokakta çeşitli oyunlar oynayabilen çocukların şimdilerde bu ortamı bulamamalarıdır. Bu oyunlar çocuklara öğrenimini ve gelişimini sağlayacak veri (ritm, hareket, dans, fonetik çalışma, form, çok seslilik, hafıza, yaratıcılık vs…) bulundurmaktaydı.

Bu açıdan amacımız bilgisayar başına bağlanmış gençlerimizi kurtarmak tekrar hareket etmesini,birey olmalarını ve sosyalleşmesini sağlamak. Somut verileri yüzeysel ve yanlış öğrenmelerine son vermek bize düşen en önemli görevlerdendir.

Enstrüman eğitiminde yıllardır edindiğim tecrübemle, bilgim ve edindiğim teknikle gençlerimize beraber enstrüman çalmaya, sosyal etkileşime, uygulamaya yönelik bir anlayış enstrüman eğitimindeki bakış açımızdır. Çağdaş, akılcı, somut düşünebildiği gibi soyut ve yaratıcı da düşünebilen, aynı zamanda öğrendiği bilgiyi yorumlamaya ve geliştirmeye açık olan öğrenciler yetiştirerek hayatının her alanına yansıtarak mutlu bireyler hedefimiz ve amacımızdır.

Bizimle birlikte iseniz hem kaliteli zaman geçirmiş hem emeğinizin karşılığını müzik eğitiminde doğru teknikler ile almış olarak memnun olmuş olacaksınız. Amacımız sadece enstrüman öğretmek değil enstrüman öğretirken Ozan geleneği çerçevesinde sanatı ve sanatçı kavramlarını, yeniden kaybetmiş olduğumuz değerleri öne çıkarmak, soran sorgulayan özgüvenli ve iç disiplini oturmuş bireyler haline gelmek. Müziğin yaşı yoktur. Her insan müziğe ihtiyaç duyar zira müzik ruhun gıdasıdır. “MÜZİK HAYATTIR !”

Akuli Kimdir?

Besteci ve söz yazarı Akuli 6 Mayıs 1969 yılında Artvin’de doğdu. İlkokul 1. sınıftayken öğretmeni Hasan Ocak’ın kendisine hediye etmiş olduğu cura ile Halk müziğine adım atmış oldu. Sesinin güzelliğini okul yılarında fark eden öğretmenlerinin yönlendirmeleri ile okul korolarında yer alıp daha çok türkü söylemeye başladı. İlk ve Ortaokulu Murgul’da bitirdikten sonra Lise son sınıfta iken okumak için 1986 yıllarında Bursa’ya gitti. Bursa’da tanıştığı değerli hocası Cemil Şahin’den ilk derslerini alarak bağlama çalışmalarına ağırlık verdi.

İlk bestelerini 1988 de şekillendirmeye başlayan Akuli’nin yapıtlarında; onun hep duyumsadığı halkın mutlulukları, üzüntüleri, sevgileri ve öfkeleri olanca yalınlığıyla yer alıyor. Duyumsayışlarıyla yansıttıkları bir arada düşünüldüğünde onun halk müziğine gönül verişinin tesadüfi olmadığı anlaşılıyor.

1993 yıllarında İstanbul’a giderek Gürcü Hoca Wahtang Makalatiya’dan dersler alarak kendini teorik ve teknik olarak daha donanımlı hale getirmeyi başarmıştır. Çocukluğundan beri kulaklarını doldurmuş olan halk Ozanı Aşık Mahsuni ŞERİF, Cem Karaca, Zülfü Livaneli gibi değerli ustalarla tanışma fırsatı bularak ozan geleneği ile beslenip kendi tarzını yarattı ve daha sonra ilk albümü ‘Aşk için Gelme Bana’ yı çıkardı. Albümünde de okuduğu bestesi de kendisine ait ‘Ben Bir Sazdım Türkülerden Kaçamazdım’’ adlı eserini değerli müzisyen arkadaşı Suavi ve Emre Saltık’da kendi albümlerinde seslendiriştir. Türkiye’de birçok yerde ve yurdışında da Almanya, Fransa, Belçika gibi birçok ülkede konserler vermiştir.

Bugüne kadar ki sanat yaşamında edinmiş olduğu birikimiyle bilgisayar başına bağlanmış gençlerimizin tekrar hareket etmeleri ve müzikle sanatla sosyalleşmeleri uğruna edindiği tecrübesiyle eğitim vermeye devam etmektedir.

Şu ana kadar birçok öğrenciye ulaşmış, tecrübesi ve geliştirdiği yeni öğrenim teknikleriyle oluşturduğu kendine has etütleri ile müziği ve müzik yapmayı sevdirmenin öneminin bilinciyle çalışarak kısa sürede başarılı öğrenciler yetiştirmiştir.

Kendisine ait bir şarkısında da söylediği gibi “İnadına severek, İnadına Gülerek, İnadına Paylaşarak…” diyerek hiçbir yere kendini yaslamayarak, hiçbir ticari kaygı gütmeden kendi özgün kimliği ile gençlerin gönlüne girmeyi başarmış kendini sevdirmiştir. Kişisel çabalarıyla bilgi ve tecrübesini kullanarak her yaş grubundan kişilere bağlamayı öğreterek ispatlamıştır.